Salı , 7 Eylül 2010  
 Ziyaretçi Defteri

 
Geri Dön
Arkadaşına Gönder

BİR SÖYLENCE BİR EFSANE
 
Bir çok söylence vardır sevgililer günü konusunda. Bunlardan en yaygın olanı ise, aziz Valentinus ile ilgili olanıdır.

Üçüncü yüzyılada, Roma yı zalimliği ile de ünlenen ikinci Claudius yönetmektedir. Tek tutkusu askerlik ve savaşlardır.
Bu nedenle de, askerlige engel olabilir diye düşünerek, evliliği bile yasaklamıştır ülkede. Ona göre her erkek asker
olmalıdır, ya da ölmelidir. On iki tanrı dışında, hiristiyanlığa eğilimli olanlara karşı da acımasızdır. Bulundukları yerde
yok edilmelerini emretmiştir. Yüzlerce kişi de, bazıları sorgulanmadan bile öldürülmüşlerdir. O günlerde Aziz olarak
bilinen Valentinus gizli gizli vaazlar vermektedir. Vaazlarında Claudius un zaliliğinden de söz etmekte, halkı ona karşı
ayaklanmaya teşvik etmektedir. Halk arasında gizliden gizliye ayaklanma eğilimleri başlamıştır. Ancak Valentinus
yakalanır, hapse atılır. Cezası ise idam olacaktır. Hapishanede görevli askerlerden birisi, anlatılan söylenceler içinde,
İsanın görmeyenlerin gözlerini açtığını duymuştur. Görmeyen kız kardeşi Julia yı gizlice hapishaneye sokarak,
Valentinus tan yardım etmesini ister. Valentinus kıza doğadan, tarihten, aritmetikten söz eder. Julia dünyayı azizin
gözleriyle görmeye başlar. Ama bu yeterli değildir. Julia gözlerini açması için yalvarır. Birlikte tanrıya dua ederler.
Julia nın gözleri açılır, görmeye başlar. Gördüğü ilk şey de azizdir. Ona aşık olur. Ancak idam günü de gelmiştir.
Birbirlerine veda etme olanağı bile bulamazlar. Aziz sonunu SENİN VALENTİNUSUN diye bitirdiği bir not yazar bırakır
sadece. Ancak bu not bile günler sonra Juliaya ulaşacaktır. 14 Şubat 270 tarihinde idam gerçekleşir. Julia kalan
günlerini azizin mezarı başında geçirecektir. Mezarın baş ucuna da penbe çiçekler açan bir badem ağacı diker.
Bu nedenle badem ağacı sevginin, dostluğun simgesi olmuştur. Bu söylence, insanlık için anlatılanlardan birisidir.
Aşk, efsanelerde de anlatılmaktadır. Bunlardan birisi de Olimpos tanrıları arasında yaşanandır.

Aşk ve güzellik tranrıçası Afrodit in doğumu tanrılar arasında öylesine sevinçle karşılanır ki, bunu kutlamak için
çok büyük bir eğlenti düzenlenir. Bütün tanrı ve yarı tanrıların katıldığı bu eğlentide şarap su gibi akmaktadır.
Dünyanın dört bir ucundan getirilen meyveler sunulmaktadır konuklara. Yok yoktur. Eğlencenin sınırları da öyle.
Dileyen dilediği gibi yiyip, içip eğlenmektedir. Bolluk tanrısı Paros öyle çok şarap içer ki, iyice sarhoş olur.
Yokluk tanrıçası Penia, uzun süredir düşünmesine karşın, daha önce başaramadığını, Paros un sarhoşluğundan
yararlanarak başarır, onu baştan çıkarır. Birlikte olurlar. Bu birliktelikten Eros dünyaya gelir. Ancak Zeusun
onaylamadığı bu birlikteliğin meyvesi olan Eros a tanrı olma, olümsüz olma hakkı verilmez. O bir ölümlüdür.
Çıplaklığını yokluk tanrıçası annesinden, yüreğindeki zenginliği ise bolluk tanrısı babasından almıştır. Bir çok kez
ölmüştür. Ancak öyle güzel, öyle sevimlidir ki, her seferinde Zeus tarafından yeniden diriltilmiştir. İyi bir avcıdır.
Okunun ucunda ise, yüreğindeki zenginlik, sevgi vardır.

ANA SAYFA | ANILARIM | ŞİİRLERİM | YAZILARIM | FOTOGRAFLARIM | RESİMLERİM |ZİYARETÇİ DEFTERİ | İLETİŞİM  
Designed and Programmed by Sevgi Küpü WT © 2004 & Copyright by Yaşar YILDIZ © 2004 All Rights Reserved.
ILETIŞIM SAYFASI FOTOGRAF ÇALIŞMALARIM RESIM ÇALIŞMALARIM YAZI VE DENEMELERIM ŞİİRLERİM Ana Sayfa ANILARIM